Uzun zaman sonra sizlere bir Türk Rock Müziği sanatçısı ve şarkıları hakkında daha içimizi dökmeden önce Kıraç için hazırlamış olduğum ve turumuza paralel gidecek olan çalma listemizi sunuyorum:
1- Anadolu Rock Müziği için pişmeye başlayan bir yaşam
Ali Tufan Kıraç; 17 Haziran 1972 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde yaşama gözlerini açtı. Ailesinin geçmişi Elbistan bölgesinde yer alan Dulkadiroğlulları beyliğine dayanan Kıraç; cumhuriyetinin ilk yıllarındaki entelektüel atılımı ve her alanda gelişkin bireyler yetiştirme gayesini taşıyan Köy enstitüsü mezunu öğretmen bir babanın oğludur. Köy enstitüleri 1940 yılındaki 3803 Sayılı Kanun ile kuruldukları vakit Gazi Musfata Kemal ATATÜRK'ün ideal ve vizyonunu en iyi anlayan kişilerden biri olan dönemin milli Eğitim bakanı Hasan Ali YÜCEL'in önderliğinde kurulan enstitüler ile; genç Türkiye Cumhuriyeti'nin hızlı şekilde hem bedenen hem de fikren kalkındırılması için hem pratik hayatta hem de fikri yaşamda kendini geliştirmiş bireyler yetiştirilmesi amaçlanmıştı.

Yaşamının ilk yıllarını doğduğu şehir olan Kahramanmaraş'ta geçiren Kıraç; Maraş katliamından sonra Pazarcık ilçesine taşındı. Sonraki yıllarda ise babasının tayini sonrası İstanbul'da bir hayata başladı. Liseye kadar Hasköy'de okuduktan sonra; Marmara Ünivesitesi Müzik Öğretmenliği bölümüne başladı.
Memleketimizi yükseltmek gayesi ile kurulan bir kurumdan mezun bir öğretmenin oğlu olarak Anadolu'da başlayan yaşamının 20. yılında İstanbul'da yavaş yavaş müziğin içerisine karışmaya başladı. 94 yılında ilk demo kaydını aldıktan sonra 98 yılında ilk albümü olan "Deli Düş" albümünü yayınladı...
2- Unuttum Artık Adını, sen, dağların kadını... "Bir Deli Düş"
"Dağların Kadını".... Benim Kıraç ile ilk tanıştığım şarkıdır. Ömrümün belirli belirsiz dönemlerinde işittiğim şarkıları sonrasında gerçekten hisli şekilde bir bayram gecesi arkadaşlarımla beraber köyün ormanlarında dolaşırken sıcak vokal, titreşimli geçişler ve his yüklü sözleri ile bir haykırışın sesini kulaklarımda duyduğum şarkıdır Dağların Kadını. Kıraç'ın yıllar geçse de en çok seveceğim şarkısıdır. Bizim köydeki büyüklerimizce de çok sevilir. İlk çıktığı dönemde ısrarla "Kesin bu çok tutacak" diye tahminlerde bulundukları, içten içe sahiplendikleri şarkıdır.

Dağların Kadını; bizim köydeki bir Broadway'in içinde usul usul çalar daima. Biter, tekrar açarız. Yer yer biz de bağırırız onun sesiyle. Dağların Kadını, her birimiz için farklıdır. Vazgeçsek de; bir yerlde usul usul çalar türküsü ormanlarımızın en yeşil renklerinde.
Sonraki eser ise; "Talihim Yok Bahtım Kara'dır. Bu şarkı ise Kıraç'ın o dönemde albümün çıkış parçasıdır. Kıraç; Talihim Yok Bahtım Kara'yı okurken; belki de kendi ses renginin en belirgin özelliklerinden olan vibrato kullanımını en çok bu şarkıda yapmıştır. Kıraç, kendisini daima hatırlara gelen o sert ve yumruğu sıkılı rock sanatçısı olarak değil; hislerini gitarıyla beraber dile getiren biridir bu şarkıda. İçten okur. Belki de bu denli hüzün yüklü bir şarkıyı boğmamasının sebebi budur. Çünkü bu hüznü o taşır; dinleyiciye sunar.

"Bozkırdaki Ağaç"... Bir Yılmaz AYBAR şiiri... 7'li Hece ölçüsüyle yazılmış bu şiirde rahmetli Yılmaz Aybar'ın bir ıssız vahanın ortasında susuz kalışı hissettiren söylevini; Kıraç, neredeyse haykırarak dile getiriyor. Bana çıtırdan Dönence hissiyatı veren bu eseri ne zaman dinlesem Ankara'dan bir trende oluyorum; önümden geçiyor uzun ve alabildiğine kuru topraklar; sesleniyor ortasından bir ağaç; "Toprağım sana muhtaç"

Kıraç'ın en sevdiğim albümleri bu albümlerdir. Kıraç; sağlam bir ekiple çalışmaktadır özellikle ilk albümlerinde. Volkan Öktem; Yavuz Çetin ve İsmail Soyberk...
2- Yavuz Çetin'in gitarları; Kıraç'ın okumaları: Bir Garip Aşk Bestesi
Ve geldik Kıraç'ın en sevdiğim albümüne; geçtiğimiz günlerde bu albümün plağı elime geçti ve büyük bir keyifle her gün döndüre döndüre dinliyorum. Keklik, Sarı Gelin, Karahisar Kalesi, Eşşeği Saldım, Şarköy Türküsü, Gidiyorum, Mahkeme ve adını albüme veren Bir Garip Aşk Bestesi şarkıları bu albümün içerisinde. Gördüğünüz üzere bir albüme nazaran beğeniyi cezbedecek parça çok ve üstelik bu eserler de herkesin öyle hemen beğenebileceği eserler değil. Türküleri kendi tarzına uyarlayarak okumak herkesin sandığından öte kolay bir iş değildir. Hele ki dinleyici kitlesinin gerçekten müziğe önem verdiği 2000'li yılların başlarında ise bu; dinleyicinin "Ne yapmış güzelim türküye" diyebileceği bir durumdur. Buna karşın Kıraç'ın seslendirdiği eserlerin tamamı kendisini ayrı ayrı dinletip üstelik kimden dinliyorsun "Kıraç'tan" dedirtecek seviyeye çıkarıyor.
Bir kere Kıraç; her enstrümana zaman zaman yer veren bir sanatçı olsa da en en belirgin özelliği iyi bir gitar çalımı olması şarkılarında. Buradan yola çıkarak kime atıf yapacağını çıtırdan belli etmişimdir sanırım. Yavuz abinin gitarıyla eşlik ettiği bu albümde; gitarın arkada doldurduğu alanlar; bir rock albümünün hakkını her noktasında veriyor. Çok fazla teknik detay ile yazının içimdeki heyecanını aktarmayı dizginlemesini istemem. Bu nedenle aynı romantizmde yazıma devam ederek özellikle Bir Garip Aşk Bestesi'ndeki bas yürüyüşlerinin ve melodi - solo çalımlarının bende yarattığı göz kapanıklığı ile beraber yerleşen keyfini sizlere aktarmak istiyorum. Yavuz Çetin farkını dinleyince hissediyorsunuz. Bambaşka bir noktaya alıyor şarkıyı.

Akustik gitarın çalımı ise parlak. Ama yer yer yumuşak bir çalıma da geçiyorlar kimi şarkılarda. Bu ise bize sıcak bir ritim gitar aktarıyor. Özellikle Sarı Gelin'de biraz daha hayal dünyasında yer alan bir ince bir solonun yanında bu sıcak tonlu akustik gitar ile basın eşliği; dinleme bakımından kulağa sert bir vurgu yapmıyor. Zaten vokalde de bu eşliğe reverb etkisini hafiften görüp bir akustik yaratıyorlar şarkıda. Ne zaman dinlesen büyük bir kümbetin içinde çalındığını hissederim bu şarkının.

Kıraç'ın tarzının yavaş yavaş oturduğuu ve dinleyicilerce de ha bu Kıraç'ın şarkısıdır dendiğini göreceğiz bu albümde. Örneğin Gidiyorum şarkısının çalımında en belirgindir bu bana göre. Bu arada bas yürüyüşleri söylemeye devam edeceğim her şarkıda çok çok keyifli. İsmail Soyberk çalıyor bas gitarı.

Bizim Ewreka'yla en çok sevdiğimiz şarkılardan biridir Eşeği Saldım Çayıra. "Kazak Abdal" yazmış; Kıraç söylemiş. Bas hala çok çok iyi. Ayrıca bu şarkıda da Yavuz Çetin'in o şahane partikülasyonlarını duyabiliyoruz rahatça. Hem enstrümental hem de tat olarak çok iyi bir albüm.
3- Soyberk, Çetin ve Kıraç üçüncü albümde de beraber: Derdimi Söylesem
Kıraç; 98,2000 ve 2001 olmak üzere her yıl üretime hızlı şekilde devam etmişti bu yıllarda. O yıllarda müzik piyasasında bir tufan vardı genç nesil üzerinde. Deri ceketler sırttayken; neredeyse her kafede onun şarkıları çalıyordu. Hem rock dinleyicisine hem de türküseverlere hitap eden bir tarzda okuyuşu; her yaştan dinleyicinin onda buluşmasına imkan sağladı. Hem güçlü bir okuyuş ile güçlü bir milliyetçi damara sahip oluşu hem de duygusal bir aşk adamı olması herkesin kendinden bir parça bulmasını sağladı. Sevgiliye olan sitem de vardı onda; Türkmen obasının çığlıklarını rock müziğe Cem Karaca ekolü ile taşıyan ses de.
Kıraç; bu albümde de çok iyi bas duyumuna sahip bir albüme imza atmıştı sağlam bir ekip ile beraber. Yalnızca vokal değil ona eşlik edenlerin de şarkıyı bambaşka bir seviyeye getirebildiğini görebiliyoruz. Bu ise işinde ehil kişilerle çalışmanın; yıllara aktarılan eserler yaratmak konusunda ne denli önemli olduğunu bizlere gösteriyor.
Zaman albümünde ise en sevdiğim parçalar; Gönül, Yıllar Sonra, Kan ve Gül, Endamın Yeter, Çayır Çimen Geze Geze, Demirci ve Derdimi Söylesem parçalarıdır. Zaten albüm kaç parça diyeceksiniz biliyorum ama zaten bu yazdığım parçaları da okuduğunuzda sizin ya da yaşınız biraz daha milenyuma tekabül ettiyse ebeveynlerinizin sık sık dinlediğini, duyunca eşlik ettiği şarkılardır.
Ki bildiğiniz üzere; Endamın Yeter şarkısı, bizlerin çocukluk yıllarında, "Kalbim senden vazgeçmeyecek" sözleriyle düğünlerin favori parçalarından biri olmuştu. Sonrasında düğün salonlarındaki favori parçaların evrimi malum. Yazarken düşünüyorum da belki de "Düğün Salonlarında Tercih Edilen Şarkılar Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme" isimli bir yazın hazırlansa mantıklı da olabilir.
"Kan ve Gül" parçası ise İskender Doğan'ın 74 yılında seslendirdiği bir eser. bu eseri daha sonrasında Gülen Gözler filminde Şener Şen söylüyor. Daha sonrasında şarkı ünleniyor. İskender Doğan'ın söyleyişi de çok güzel. Kıra. bu parçada daha önce bahsettiğim gibi yaylılardan, trompetten ve yan flütten faydalanıyor. Bu yüzden salt gitar, bas, hadi hadi rock organ ve bateriye indirgenecek bir rock müziği yok Kıraç'ın. Çok sesli bir yapıya sahip müziği. Bkz. İskender Doğan eseri


Demirci şarkısı ise klavyesi ile bana "Nights in White Satin" şarkısını andırır. Bu şarkının intro çalımından ise "Arkadaş" albümündeki "Kader" şarkısında esinlenmiştim. Bkz. "Kader" şarkısı bkz. Nights in white satin
Kıraç; bu albümde biraz farklı bir hareket anlayışına sahip. Şöyle ki; şarkılarda kimi zaman değişimler var. Örneğin; Sonsuza Kadar şarkısında Kıraç davulda. Gitarları çalanlar ise değişiyor şarkılarda. Kimin hangi şarkıda ne çaldığını görmek isterseniz.
Bu arada her ne kadar İsmail Soyberk ve Yavuz Çetin'den bahsetsek de Yavuz Çetin ve İsmail Soyberk tek şarkıda varlar bu albümde. "Derdimi Söylesem". Bu parça ise bir Aşık Veysel Türküsü.
Çayır Çimen Geze Geze; bu parçanın hem bas gitarı hem de davul çalımını çok beğendim. Özellikle Kenan Yüneyoğlu davul atakları ile şarkıda Kıraç ile düet yapmış gibi. Ah be abi şöyle davulcularla çalışamadık ki hevesimiz kursakta kaldı hep akustik çalıp duruyoruz. Neyse devam edeyim nazarlamadan.
Kıraç bu albüm sonrası 2002 senesinde herkesin zihninde yer eden Zerda dizisinin müziklerini yaptı. Bu albüm ile iyiden iyiye çıkış yakalayan Kıraç daha sonrasında İstanbul Masalı, Aliye ve Binbir Gece gibi zihinlere kazınmış dizilerin de müziklerini yaptı. Çok sesli bir enstrümental anlayışa sahip olduğunun altını çizdiğimiz Kıraç'ın işte bu yönü; dizi müziklerinin ve epik çalımların altından kolaylıkla kalkmasını sağladı.
4- Ayşe, Razıysen Gel...
Benim bir hayalim var. Mümkünse düğünümde Razıysen Gel çalmayı isterim sahnede. Bu şarkıyı ilk duyduğumdan beridir böyle bir hevese sahibim.
Yıl oluyor; 2004... Kıraç, artık Türkiye'de tanınan birisi. Savaş Ay'ın programına konuk oluyor. Aynı programda Ayşe Şule Bilgiç de var. Kıraç ilgili programda tiyatro oyunlarını sert bir dille eleştirdikten sonra; Ayşe Şule Bilgiç'i bir oyununa davet ediyor. Sonrasında devam eden süreç ile sert başlayan bir iletişim duygusal bir noktaya evriliyor. Kıraç ise "Ayşem" şarkısı ile Ayşe Şule Bilgiç'e aşkını itiraf ediyor. Gönülleri bir olan ikili 2008 yılında evleniyorlar. Rabbim mutluluklarını daim eylesin.

Kıraç bu albümde birçok hissi bir arada yaşıyor. Hem aşkı; hem anne sevgisi hem de memleket hatıraları 2004 tarihli "Kayıp Şehir" albümünde buluşuyor. Kıraç hala çok sesli bir epik rock müziğe sahip. Anadolu Türk Rock müziğinde klarneti, rock organı yaylıları beraberce bir trendeymiş gibi ilerletiyor.

Bu albümde ise sevdiklerimi çalma listesine eklemiş olsam da nice şarkıyı keşfedeceğinize eminim Kıraç şarkıları içerisinden.
Mesela; Beddua... Kıraç'ın bu şarkısını ise yıllarca abimle keyifli araba yolculuklarında bağıra çağıra söyledik seslerimiz kısılana kadar. Hatta öyle yer etmişti ki bana "Mezar" şarkısının hissiyatı konusunda da çokça bu şarkıyı hissetmişimdir. Ben de beddua ediyordum ama biraz daha karanlık bir tona sahipti mezar. Haliyle... Mezar'ı dinlemek isterseniz.
Yıllar geçti Kıraç abi artık 54 Yaşında. Sağlıklı bir yaşama sahip. Sporla ilgili çokça. sahnede hala çok hareketli, hala gür bir sesle dinleyicileriyle beraber. Doğanın içinde bir yaşamda. Memleketin her yerinde. Rock müziğin sancağını ise sağlam şekilde dalgalandırıyor.

Bizlerin ilk müzik dönemlerimizden beridir hem çektiğimiz aşklarda hem de memleket türkülerimizde çokça etkileyen, sevdiğimiz ve daima dinlerken keyifle eşlik ettiğimiz, hayran hayran "Keşke beraber çalsak" dediğimiz Ali Tufan Kıraç abi hakkında hangi şarkısına değinsek diğerinin hatrı kalır. Onunla tanıştığımız için, müziğiyle büyüdüğümüz için çok mutluyuz.
6 Mayıs 2026 gece 03:00... Bu satırları yazarken "Oysa bir umuttu" çalıyor arkada. Benim gözlerimdeyse uykudan öte Bilecik var; müzikle geçen yıllarımız, rock müziğe olan sevgimiz var. Her biri başka topraklarda olan dostlarımızdan hangisiyle denk gelsek bir yerinde Kıraç'a değinilen sohbetleri hatırlıyorum. En nihayetinde ise çağımızın virüsü ertelemekten kaçabildiğim ve nihayet bu metni yazabildiğim; ayrıca "Bir Garip Aşk Bestesi" plağını da bulabildiğim için çok mutluyum.
Yavuz Çetin'e ve İsmail Soyberk'e vesileyle dualarımızı eksik etmeyelim. Allah en güzel yerinde payidar kılsın. Aynı zamanda Hardal grubunda Cahit Abi'nin de mekanını cennet kılsın rabbim.
Sevgilerimle.







Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın