Birçok farklı başarılı projeyle hayatımızda yer alan Ayşe Ertuğrul ve Emre Yalçıntaş ikilisi ile yeni projeleri üzerine konuştuk.
Röportajımız 3 Mayıs 2026'da, editörlerimizden Turan Türkmen Yılmaz tarafından gerçekleştirildi.
Öncelikle merhabalar, yeni projeniz Oradaki Elf için biz de sizin gibi heyecanlıyız. Projenin doğuş sürecini anlatır mısınız? Proje için ilk adımı hanginiz attı?
Emre: Merhabalar, bir süredir üzerinde çalıştığım enstrümental parçaları, fikrini almak için Ayşe’ye göndermiştim. Çok beğendi ve üzerlerine söz yazıp söyleyerek şarkıları geri göndermeye başladı. Aradığımız o ortak dilin kendiliğinden oluştuğunu fark edince, tamamen organik bir üretim süreciyle "Oradaki Elf"in temelleri atılmış oldu.

Oradaki Elf ismi Ayşe’nin kariyerinin başlarına uzanıyor sanırım. İsmin hikâyesini takipçilerimiz için anlatır mısınız?
Ayşe: Bu isim benim için 2003 yılına, İzmir’e bir dönüş aslında. Dokuz Eylül’de okurken Alsancak Ora Bar’da tek başıma sahne alıyordum. Beni her hafta izlemeye gelen dinleyicilerim, benden habersiz bana "Ora’daki Elf" ismini takmışlar. Ekşi Sözlük’te başlık açılmış o zamanlar. Aradan 20 küsür sene geçti; Emre ile kendi şarkılarımızı kaydederken bu hikâyeyi ona anlattım. Emre de "Bu olsun grup ismimiz" dedi ve puzzle'ın eksik parçası tamamlanmış gibi hissettim. Çok özel bir tesadüf oldu.
Her ikiniz de kariyerleriniz boyunca çok çeşitli projelerde ve bambaşka janralarda dinleyiciyle buluştunuz. En çok keyif aldığınız ve kendinizi en üretken hissettiğiniz tarz hangisiydi?
Emre: Sıkı bir Rock-Metal dinleyicisi olsam da enstrümental derinliğin ön planda olduğu, sinematik atmosferi olan sakin parçalardan da çok etkileniyorum. Oradaki Elf’te bunları biraz birleştirmeye çalıştık aslında. Sorunun cevabı “Oradaki Elf” tarzı :)
Ayşe: Rock müzik kesinlikle. Elektronik müziği çok sevsem de, şarkı yazarken ve söylerken kendimi en "evimde", en özgür hissettiğim yer burası .

"Ben Senin Neyinim?" sözlerinde “Açık bi' denizde yüzer gibi / Bıraksam kendimi” derken bir teslimiyetten bahsediyorsunuz. Hayatınızda kendinizi akışa tamamen bıraktığınız böyle anlar oldu mu? Olduysa nasıl bir histi?
Ayşe: Oradaki Elf tam olarak böyle benim için aslında. Hiçbir şey düşünmeden, kendiliğinden ve akışa bıraktığımız bir zamanda hikâyemiz başladı. Vokallerini ilk kaydettiğim şarkı olmasından dolayı yeri bende çok ayrı; biraz manifesto gibi de olmuş sanırım:)
"Zincirmiş geçmişim" derken geçmişten gelen yüklerden bahsediyorsunuz. Peki sizin birer sanatçı olarak kariyerlerinizin başından bugüne taşıdığınız ve bu şarkıyla birlikte kırmak istediğiniz "zincirler" var mıydı?
Emre: Müzisyen olarak bazen "Şu türde çalmalısın" veya "Piyasa bunu bekliyor" gibi görünmez zincirlere hapsolabiliyorsunuz. Bu projeyle, özellikle gitarlarda ve düzenlemelerde o beklentileri kırıp, tamamen kendi içsel duygu dünyamıza sadık kalmayı seçtik. Bizim için en büyük zincir kırma, sadece hissettiğimiz müziği hiçbir ticari kaygı gütmeden kaydedebilmekti.

"Ben Senin Neyinim?"deki görsel betimlemeler (açık deniz, yağmur, rüzgar) çok sinematografik. Bu şarkı bir film olsaydı, hangi yönetmenin hayat vermesini hayal ederdiniz?
Emre: Çok fazla yönetmen ve film kültürü olan biri değilimdir ama sanırım Akira Kurosawa diyeceğim, büyük hayranıyımdır.
Bize bu şarkının ilk demosunu kaydettiğiniz o geceyi veya günü, o anki ruh halinizi ve aranızdaki sohbeti tüm çıplaklığıyla anlatabilir misiniz? O an tam olarak nasıl hissettirmişti?
Ayşe: Emre’nin yolladığı kayıtlar arasında kalbimi ilk çalan oydu. Hiç unutmam, bir seyahatteyken sözlerini yazmıştım; İstanbul’a döner dönmez hemen kaydedip Emre’ye yolladım. Şarkı o kadar "gerçek" ve olduğu gibiydi ki tek bir kelimesini bile değiştirmedik. Kime dinletsek gözleri doluyordu; o an yaptığımız müziğin bir mucize olduğunu hissetmiştik:)

Serin Katil, öfkeye teslim olan bir hikayeden çok, içinden geçilen bir direnişin ardından yeniden ayağa kalkmayı anlatıyor gibi hissettirdi bize. Şarkının çıkış duygusu sizin için neydi?
Ayşe: Hayatta manipülasyonla yüzleşmek bazen çok geç fark ettiğimiz bir durum. Fark ettiğiniz anda o direniş başlar. Şarkı; bu gücü içinde bulan ama konuşamayan, baskı altında kalmış tüm insanların sessiz çığlığı gibi aslında. Kurban rolünden çıkıp hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Emre’nin gitar solosunda da o ayağa kalkışın öfkesini ve gücünü hissediyorsunuz.
Serin Katil’in klibinde özellikle kombininizdeki motiflere bayıldık. Bu klipte nasıl bir dünya kurgulamak istediniz?
Emre: Bu şarkıya bir performans klibi çekmek istiyorduk. Şarkının sert yapısını, sahne üzerindeki o anlık enerjiyle aktarmak temel amacımızdı. Bu konuda Hakan İlhan Kaya’ya çok şey borçluyuz. Kısa sürede harika bir ekip kurarak klibin görsel dilini oluşturdu.
Ayşe: Teşekkürler:) Sevgili makeup artistimiz Fatoş İlhan’a da buradan teşekkür etmek isterim. Klipten iki gün önce haberi oldu ve klip günü gelip harikalar yarattı.

Zaman su gibi akıp gidiyor… Her ay yayımladığınız şarkıların bir albüm bütününün parçaları olduğunu biliyoruz. Artık geri sayıma geçtiğimiz mayısta çıkacak albümün dünyasına dair şimdiden neler söyleyebilirsiniz? Bir de single kapaklarında kullanılan görsellerin, Ayşe’nin babasının soyut tablolarından gelmesi çok özel bir detay; bu görsel dil albümün duygusuyla nasıl birleşiyor?
Emre: 29 Mayıs’ta "Kaotik Güzellik" ismiyle ilk albümümüz yayınlanıyor. Heyecanlıyız. Her ayrıntısıyla içimizden geldiği gibi ürettiğimiz bir albüm oldu. 7 Temmuz’da Blind'da gerçekleşecek lansman konserimizi de buradan duyurmuş olalım:)
Ayşe: Bu albüm bizim için şehirle, insan ruhunun o varoluşsal sorgulamalarda iç içe geçtiği, birbirinden ayrılmaz hâle geldiği bir süreci anlatıyor. Şehrin o kaotik yapısı, aslında kendi içimizdeki karmaşanın bir yansıması gibi. Kapakta babamın soyut tablolarını kullanmayı tam da bu yüzden istedik; o tabloların hissettirdiği derinlik, bizim müziğimizdeki o "gerçek" ve zorlamasız duyguyu bir fotoğraftan çok daha iyi tamamlıyor.

Röportajımızın sonuna gelirken sorularımızı cevapladığınız için size çok teşekkür ediyoruz ve Listenary’nin mottosu “Songs to discover today” için takipçilerimizle sizi derinden etkileyen 3 şarkıyı ve bir albümü bizimle paylaşmanı rica ediyoruz.
Emre:
King Crimson - One Time
Blonde Redhead - Falling Man
The Cardigans - For What It’s Worth
Albüm: Jimi Hendrix Experience - Are You Experienced
Ayşe:
Telefon Tel Aviv - What It Was Will Never Again
Ilya - Happy & Weak
Conjure One - Extraordinary Ways
Albüm: Massive Attack - Mezzanine
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ayşe: Sevgili Listenary takipçilerini 7 Temmuz'da Blind'da gerçekleşecek Kaotik Güzellik albüm lansman konserimize bekliyoruz. Sevenlerimize, sevdiklerimize kavuşacağımız çok özel bir gece olacak bizim için. Bu güzel röportaj için de ayrıca tekrardan çok teşekkür ederiz, sevgiler <3.


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın