Hiçbir Mevsim Bana Dönmedi
Senden geriye bir ayrılık kalmadı.
Ayrılık, gidenlerin bıraktığı şeydir.
Sen bende daha kötüsünü bıraktın.
Olmamış bir hayatın yasını.
İnsan, gerçekleşmemiş şeylerin de yasını tutarmış.
Kimse öğretmiyor bunu.
Çünkü mezarı olmayan acılar için çiçek satılmıyor.
Sana dokunamadım.
Ama bütün ömrüm senin yokluğunun şeklini aldı.
Bir nehir yatağını nasıl su belirliyorsa,
beni de bana ulaşmayan bir sevgi biçimlendirdi.
Artık kim olduğumu sorsalar,
adımı değil,
eksik kaldığım yeri söylerim.
Bana hiçbir kötülük yapmadın.
En büyük felaketler zaten iyi insanların sessizliğinden doğar.
Sen yalnızca beni sevmedin.
Ama ben,
sevilmemeyi yıllarca içimde büyütüp
kendime çevirdim.
İnsan bazen başkasının reddiyle değil,
kendi içinde kurduğu mahkemede ömür boyu hüküm giyiyor.
Bir gün seni unutacağımı söylediler.
Unutmak…
Ne kadar kibirli bir kelime.
Bazı insanlar unutulmaz değildir.
Bazı insanlar,
insanın sinir sistemine yerleşir.
Adın artık bir isim değil.
Göğsümün ortasında çalışan görünmez bir organdır.
Her nefeste biraz daha kanayan.
Ben seni beklemedim.
Beklemek umut ister.
Ben sadece sensiz geçen zamanı saydım.
Takvimler değişti.
Şehirler yaşlandı.
Çocuklar büyüdü.
Ağaçlar kurudu.
Ben hâlâ seni sevdiğim günün içinde kaldım.
Çünkü bazı anlar yaşanmaz.
İnsanın içine gömülür.
Sana yazmadığım her cümle,
boğazımda paslanan bir anahtardı.
Hiçbir kapıyı açmadı.
Sadece konuşmayı ağırlaştırdı.
O yüzden sustum.
İnsan bazen sessiz değildir.
Sadece söyleyeceği şey,
kendi kalbini bile taşıyamayacak kadar ağırdır.
Bana “Hayat devam ediyor.” dediler.
Hayat…
Kimin hayatı?
Ben yıllardır aynı cümlenin içinde yaşıyorum.
Senin adınla başlayıp,
benim susuşumla biten tek bir cümlede.
Senden vazgeçmedim.
Çünkü vazgeçmek,
bir şeye sahip olmuş insanların lüksüdür.
Ben sadece,
hiç benim olmayan bir ihtimalin enkazında oturdum.
Ve zaman,
o enkazın üstünü örtemedi.
Bazen düşünüyorum.
Eğer bir gün karşılaşsak…
Ne seni suçlarım.
Ne kendimi anlatırım.
Çünkü bazı acılar,
kelimelere çevrildiği an küçülür.
Ben seni anlatmaya kıyamıyorum.
Acımın tek büyük yanı,
hiç konuşulmamış olması.
Şimdi biri bana,
“Kalbinde ne var?” diye sorsa,
sen demem.
Çünkü sen artık bir insan değilsin.
Sen,
içimde ölmeyi reddeden bütün ihtimallerin ortak adı oldun.
Ve ben,
her sabah aynaya bakan o yabancı,
aslında senden sonra hayatta kalmış bedenimden başka hiçbir şey değilim.
Bir gün gerçekten ölürsem,
mezar taşıma adımı yazmasınlar.
Çünkü beni tanımlayan ismim olmadı hiçbir zaman.
Şunu yazsınlar yalnızca:
“Burada, hiç başlamamış bir hikâyenin son cümlesi yatıyor.”







Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın