İçerik, yazar, konu ara... ⌘K

Şebnem Ferah’ın Okyanus isimli şarkısı ve bana hissettirdikleri.

Şebnem Ferah’ın Okyanus isimli şarkısı ve bana hissettirdikleri.
0 Paylaş
2 Beğen
0 Beğenme
0 Yorum

Önümde ağır bir kapı

Ardında Okyanus var

Ben zaten suda doğmuşum

Kapıyı açmam gerek

Okyanusu -dünyayı- keşfetmenin önündeki engelleri bir yandan ağır bir kapı olarak betimleyen şarkıcı aynı zamanda o okyanusun kapıya baskı yaparak kapıyı ağırlaştırdığını da söylüyor; engeller okyanusun kendisi sanki. Kapıyı açıp suyu içeri almayı ve içinde yüzmeyi bir ihtiyaç olarak görüyor çünkü suyun içine doğduğunu biliyor, bu yüzden de o sudan alıkoyulmak onun için katlanılamaz bir şey haline geliyor. Yani içine doğduğu sudan onu alıkoyan kapının açılması ve okyanusun kucaklanması onun için bir istekten öte bir ihtiyaç; bir gereklilik.

İşte o an biri geliyor

Tutuyor kulağımdan 

Gözü anahtar deliğinde

Bak diyor sadece burdan

Bırak diyorum o küçücük resmi

Yetmez bize bu küçük esinti

Onu kapıdan alıkoymaya çalışan kişi de büyük ihtimalle zamanında o kapıdan alıkoyulmuş ve bu şekilde kapının deliğini keşfedip oradan küçücük bir resim şeklinde de olsa okyanusu izlemeyi öğrenmiş. Fakat şarkıcı kapının ağırlığını hissediyor, içeri sızan o küçük esintiden ve görülen o küçücük resimden daha fazlası olduğunu biliyor. Boyun eğmemek bir kenara bununla yetinmiyor bile, küçük esintiyle yetinip avunmaktansa kulağından tutup onu geri çeken kişiyi aşarak okyanusu içeri almaya gereksinim duyuyor.

Nerde törpülendin böyle olmaz diyor tutup ayak bileğimi

Şimdi, önümde ağır bir kapı 

Ardında bir okyanus var

Bir de bileğimden biri çekiyor

Benimse kapıyı açmam gerek

“Nerde törpülendin böyle ?” diyerek onu ayak bileğinden tutup geriye çeken kişi aslında öylesine bastırılmış ki bir gereksinim adına kendini törpüleyip hırçınlaşmayı yersiz ve hadsiz bir davranış olarak görüyor, ona içeride kalması gerektiği aşılanmış; aksini bilmiyor. Hatta yüksek ihtimalle yetinmeyi uzun süredir öğrendiğinden okyanusu merak bile edemiyor. Şarkıcınınsa tek inancı ve hedefi o kapıyı açabilmek, bileklerindeki eller derisinde parmak izlerini bıraksa da kapı gittikçe ağırlaşsa da o yetinmeyecek. 

Bak diyorum koca dünyaya

Burdan derhal çıkmak gerek

Bari çekme bileğimden

Benim her şeyi görüp öğrenmem gerek.

Bir ileri bir geri her adım bu kapının ardı demek

Sonunda boğulmak olsa da

Benim o sularda yüzmem gerek

Şarkıcı bileğindeki ellerden kurtulamayınca bu sefer tutan kişiye de onunla gelmesi gerektiğini söylemeye başlıyor, kapının ardında kapıyı ağırlaştıran koca dünyaya bakınca bulundukları yerle yetinmemeleri gerektiğini söyleyip bu kişiyi ikna etmeye çabalasa da nafile. “Sen gelmesen bile en azından beni bırak çünkü benim gitmem gerek.” demeye başlıyor bu sefer şarkıcı çünkü o okyanusda öğrenmesi gereken çok fazla şey olduğunu biliyor. Öğrenmeyi yalnızca istediği şeyler değil öğrenmesi gereken şeyler ve şarkıcı yetinmiyor da değil yetinemiyor çünkü kapının ağırlığını ve okyanusun büyüklüğünü oldukça net bir şekilde hissediyor. 

“Bir ileri bir geri her adım bu kapının ardı demek.”  Okyanusa ulaşabilmek adına yaşadığı her şey; onu engellemek adına bacaklarına dolanan her el, kapının koluna ulaştırmayı başardığı her nefesi; her bir direnişini gerekli olarak görüyor. Olumlu sonuçlanan veya sonuçlanmayan her çabasının onu okyanusa biraz daha yaklaştırdığını hissediyor. 

Gerekirse okyanusa ulaşmak için defalarca bir ileri bir geri savrulup dursun, gerekirse okyanusa ulaştıktan sonra sularında boğulsun şarkıcının gereksinim duyduğu tek bir şey var o da o sularda yüzebilmek; yolu ve sonu ne olursa olsun.

Anahtar deliğinden gözüken bu küçücük manzara

Sana yetiyorsa yetsin

Benim o sularda yüzmem gerek.

Şarkıcı o küçük manzara ile yetinmeyeceğini tekrar tekrar dile getirirken artık öfkelenmeye de başlıyor, bileklerine yapışan elleri peşinde götüremeyeceğini tamamen anlayarak “Sen bu küçücük manzara ile yetinebiliyorsan öyle olsun.” diyor. Çünkü onun o sularda yüzmesi lazım, o yetinemez ve bekleyemez. Kapıyı açması gerek. 

Bu şarkıda şarkıcı hem kapının ağırlığıyla, hem küçücük bir manzara ile yetinememekle; hem bileklerine yapışıp onu geri çeken ellerle hem de ileri gitmeye ihtiyaç duyan benliğiyle savaşıyor. 

Okyanusta yüzmesinin gerektiğini anahtar deliğinden bakmakla yetinmekte olan, bileklerini gitmesin diye tutan ellere anlatamıyor.

Yine de ileri geri her bir adımının onu okyanusa biraz daha yaklaştırdığına inanarak kendini törpülüyor, yetinmiyor. En önemli nokta da bu; yetinmemesi, direnmesi. 

Nihayetinde okyanusu kucaklamasını sağlayacak şey de bu; direnci. 

🌊 Bu şarkının kısaca ağır bir kapının arkasına hapsolmuş okyanusun yavruları yani keşfedilmeye hazır sulara girmekten alıkoyunsa da inatla direnen herkes hakkında olduğunu söyleyebilirim.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın