Verd-i Ahmer
"Neden doğruyu bildiğin hâlde yanlış yapıyorsun?"
"Bilmiyorum... Sanki sürekli uyurgezer bir hâldeyim. Ne yaptığımın farkında bile değilim çoğu kez. Eskiden -böyle demek de içimi bulandırıyor, sanki her şeyi yitirmişim gibi- yaptığım her şeyin ama her şeyin o kadar bilincindeydim ki bu hâl beni ukdelerimden arındırıyordu. Ama bu hâl öyle yoran veya zorlayan bir hâl değildi. Sanki her şeyi kontrol etmek zorunda olduğumu hissettiğim şu günlerdeki gibi tehditkâr bir tarafı yoktu. Tamamen olması gerektiği gibi ve doğal bir biçimde olan bitenin farkına varıyordum. Farkına vardıklarım çoğu kez beni mutlu bile ediyordu. Açan menekşeyi fark ettiğim için mutlu oluyordum, en zor mevsimlerde doğan goncaların yanından geçip sevinçten titriyordum, kayalıkların arasından süzülen çiçekleri gördüğümde onca zorluğun içinde nasıl bu kadar güçlü ve güzel kalabildiklerini düşünüp onların hâllerine iktidâ ediyordum. O günlerde yanından geçip de durup hakkında düşünmediğim hiçbir çiçek olmamıştır... Yalnızca çiçekleri gördüğümde değil, yeryüzünde ruhuma ilişen her güzel bir şeyi gördüğümde neredeyse hemen gözlerim hislerimle dolardı. İşte bu hâl hayatta olmaktı. Bir kuş, bir kelebek, bir uğurböceği, bir bebek... Bir deniz, bir ağaç, bir su damlası, bir müzik, bir ses... Bir yürek, bir çift göz, bir güneş, bir ay, bir ufuk, bir renk... Tüm bunların farkında olur, farkında olduğum her şey için şükreder; huzur duyardım. Eskiden en ufak zerreyi bile idrak ediyordum. Aldığım hiçbir nefes boşuna değildi. Ama sırf bu yüzden bir düş âleminde yaşayıp geri kalan her şeye göz yumuyordum sanma... Yalnızca bu mucizeler ve idrak âleminde topladığım güç ile yeryüzündeki zorluklarla mücadele edebiliyordum. İnanıyordum! Bir gün dünyayı iyileştirebileceğime, kötülüğü yeneceğime... Ama bunu herkes gibi yanıldığım için, büyüdüğüm için, gerçek hayata düştüğüm için böyle geçmişte sönmüş bir düş gibi söylemiyorum. Eğer bu inancım sürseydi ben bu düşümü sahiden gerçekleştirirdim. Beni bir alay hâliyle dinlemediğini biliyorum ama içinden bile olsa bu söylediğimi küçümseme... Bana inan. Kötülüğü yapanın inancı dünyayı nasıl sardıysa ve biz her geçen gün bu gerçeğe şahit oluyorsak iyilik yapanın inancı da bir gün dünyayı aynı gerçeklikle saracak. Her şey inançtan geçiyor... İstiyorum ki eskisi gibi yaptıklarımın ve yapacaklarımın farkında olayım ve değiştirebileceklerim için inanç duyayım. İnsanlara baktığımda endişe değil, bir canı taşıyan varlığın mucizesini duyayım. Hepsinin kötü olmadığını hatırlayıp onlara güveneyim, yarın için umut duyayım. Eskisi gibi gökyüzünde yıldızları arayayım; zühreyi, zühâli, merihi görmek için titreyeyim. Gönlümün sesini dinlemeden hiçbir şey yapmadığım o eski günlerdeki gibi gönlümün sesini duyayım, yaşamı yeniden gönlümün gözlerinden okuyayım."
"İstemek, yeniden yaşaman` için yetmiyor mu?"
"Doğruyu bilmek yanlışı yapmama engel olmuyorken; istemem yaşamak için nasıl yeterli olsun ki? Yüreklerini yüreğimle gördüğüm sevdiklerim hayatımda olmadıkça onlara bir yabancı kadar uzak yaşadıkça güven duyarak, içim rahat bir hâlde yaşayamayacakmışım gibi geliyor. Beni anlayan biri yoksa ayaklarım yere sadece tereddütle değiyor, basmıyor bile. Görülecek, farkına varılacak, yapılacak, duyulacak hiçbir şey kalmamış gibi dünyadan kaçmak üzere ölümün varlığına şükreden bu hâlimden kurtulmak istiyorum. Yaşam, ölüme sığınmak için yok..."
"Kusurların var, yapman gerekirken yapmadıkların var, zamanı geriye sarıp telafi edemeyeceğin hataların var; tüm bunlar da kirlenmiş bir suyu artık içemem demek gibi ölümü yeğlemen için bir sebep mi?"
"Yaşamı hâlâ arzuluyorum... Yaşamın susuzluğu dayanılmaz geliyor ama bu susuzluğu ölümle gidermek istemiyorum. Yaşamak istiyorum ama kendimi affedemiyorum. Sanki yeniden doğmadıkça yaşamak mümkün değilmiş gibi geliyor. Ölümü yeğlemek istemiyorum ama yaşayamıyorum. Sanki ölümle yaşam arasında bir araftayım."
"Yaşam, ölüme sığınmak için yok... Ölüm, yaşamdan kurtul diye yok... Yeter ki ol... Sabret, geçmişte kaybettiğin için canının yandığı her şeye yeniden kavuşacaksın, daha önce hiç duymadığın yeni mutluluklar duyacak; saadet ve idrak âleminde yeniden yaşayacaksın."
`diye yazdım
(10.02.2026)
Resim: John William Waterhouse - "The Decameron"




Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın