Ghosting yapan insanlara dair söylenecek ilk şey şu: Cesaret, yalnızca bir ilişkiye başlarken değil, bitirirken de gerekir. Birine “seni istemiyorum” demek zor olabilir; ama hiçbir şey demeden ortadan kaybolmak, yetişkinliğin değil, kaçışın göstergesidir. Ghosting, bir vedayı bile çok görmektir. Karşındaki insanı bir cümlelik açıklamaya dahi layık bulmamaktır.
Kişi genellikle kendini koruduğunu düşünür. “Tartışmaya girmek istemedim”, “üzmek istemedim”, “uzatmanın anlamı yoktu” gibi bahanelerin arkasına saklanır. Oysa gerçekte yaptığı şey, sorumluluktan kaçmaktır. İletişim kurma zahmetine katlanmamak, karşısındakinin zihninde yüzlerce soru işareti bırakmayı göze almaktır. Bu, pasif bir şiddettir.
Modern çağın konforlu zalimliğidir. Bir tuşa basarak, bir uygulamayı silerek, bir mesajı görmezden gelerek insan hayatından çıkılabildiği yanılgısını besler. Oysa insan ilişkileri “engelle” butonundan ibaret değil. Karşındaki kişi bir profil fotoğrafı değil; duyguları, beklentileri, korkuları olan bir insan. Ona sessizlikle cevap vermek, aslında “senin duygularınla ilgilenmiyorum” demektir.
En ironik olanı da şu bence: Ghosting yapan kişi çoğu zaman empati bekler. Anlaşılmak ister. Kırıldığında açıklama talep eder. Ama kendisi açıklama yapmaz. Çünkü yüzleşmek zordur. Çünkü “ben artık istemiyorum” demek, insanın kendi kararsızlığıyla ve çelişkileriyle karşılaşmasını gerektirir. Kaçmak daha kolaydır. Kaybolmak daha pratiktir. Ama kolay olan her şey doğru değildir.
Karşı tarafta değersizlik hissi bırakır. “Yanlış bir şey mi yaptım?”, “fazla mı geldim?”, “yetersiz miyim?” soruları zihni kemirir. Oysa çoğu zaman mesele karşıdaki kişi değil; mesele ghosting yapanın duygusal olgunluk eksikliğidir. İletişim kuramayan, sınır koyamayan, net olamayan birinin eksikliğidir.
Bir mesaj yazmak birkaç dakikanı alır. “Bu ilişkiyi sürdürmek istemiyorum” demek bir dakikadır. Ama susmak, karşıdaki insanın haftalarını, aylarını alabilir. Kafasında seninle yaptığı hayali konuşmalar, kurduğu ihtimaller, yazıp silinen mesajlar… Zamanını, umutlarını, özsaygısını niye çalıyorsunuz insanların?
Elbette herkesin geri çekilme hakkı var. Kimse kimseyle konuşmak zorunda değil. Ama insan olmanın bir asgari standardı vardır: saygı. Hoşlanmadığında da sürer. Bitirmek istediğinde de devam eder. Sessizliğe gömülmek saygı değildir; konfor alanını korumaktır.
Bunu yapanlar şunu bilmeli: Kaybolmak bir güç göstergesi değil, bir zayıflık işaretidir. Net olmak risklidir; ama olgunluktur. Açık konuşmak kırıcı olabilir; ama dürüstlüktür. Sessizlik ise çoğu zaman korkunun maskesidir.
Belki de en sert eleştiri şudur: Ghosting, karşındaki insanı değil, en çok seni anlatır. İletişim kapasiteni, duygusal dayanıklılığını, yüzleşme becerini… Ve günün sonunda, birine vedayı çok gören kişi, aslında kendi karakterine küçük bir not düşer: “Zor konuşmalardan kaçar.”
İlişkiler bir gün bitebilir. İlgi azalabilir. Duygular değişebilir. Bunların hepsi insani. Ama kaybolmak insani değil; kaçışçıdır. Bir mesaj yazmak bu kadar zor geliyorsa, belki de sorun ilişkinin kendisi değil, senin yetişkinliğe mesafendir.
Dijital çağın görünmez kabalığı… Hangi çağda olursa olsun, yine kabalık.




Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın