3 Fidan

3 Fidan
0 Beğen
0 Yorum

6 Mayıs benim için sadece bir tarih değil. İçimde bir yere dokunan, insanın durup düşündüğü, sorguladığı bir gün. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan… Biz onları “üç fidan” diye anıyoruz çünkü gerçekten de hayatlarının en başında koparıldılar. Daha yaşayacakları çok şey varken, daha söyleyecek sözleri varken.

Ben bu üç isme bakınca sadece geçmişte kalmış bir hikâye görmüyorum. O dönemin ruhunu, gençliğin öfkesini, umudunu ve arayışını görüyorum. 60’ların sonu, 70’lerin başı kolay zamanlar değildi. Dünyada da Türkiye’de de gençler bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu. Onlar da bu hissin peşinden gittiler. Kendi doğrularını savundular, kendi yollarını çizdiler.

Ben şuna inanıyorum: Bazı zamanlar vardır, insan risk alır. Konfor alanından çıkmadan, hiçbir şey sorgulamadan yaşamak kolaydır ama değişim dediğimiz şey çoğu zaman böyle gelmez. Bu üç insan risk aldı. Bedel ödediler. Belki herkesin kabul edeceği bir yol seçmediler ama inandıkları şeyin arkasında durdular.

Bugün geriye dönüp baktığımda, onların hikâyesi bana şunu düşündürüyor: Adalet nedir, özgürlük nedir, bir insan ne uğruna hayatını ortaya koyar? “Üç fidan” dediğimiz şey aslında sadece bir anma değil, bir hatırlama biçimi. Unutmamak, yüzleşmek ve yeniden düşünmek.

Benim için 6 Mayıs, sadece yas tutulan bir gün değil. Aynı zamanda bir yüzleşme günü. Geçmişle, fikirlerle, kendi durduğum yerle. Çünkü bazı insanlar vardır, aradan yıllar geçse de tartışılmaya devam eder. Onlar hâlâ konuşuluyorsa, demek ki söyledikleri ve yaptıkları hâlâ bir yerlere dokunuyor.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın