Japon edebiyatından bir şeyler okumayı çok özlemişim, bu kitap sayesinde hasret giderdik. Yalnız Kalmak İçin Mükemmel Bir Gün’ü, Elif Derviş’in tatliş videolarından birini izlerken keşfettim. Onun okuma yolculuklarına tanık olmak harika gerçekten, beğendiğini de söylediği için hemen listeme ekledim. Yaz okumalarıma dahil ettim ve en keyif aldığım kitaplardan biri oldu. Elif hocama çok teşekkür ediyorum buradan. Kitap hakkında yaptığı yoruma ve ifadelerine bayıldım. Eserin Japonca başlığı hakkında edindiği bilgi de romanın içeriği hakkında güzel bir bakış açısı sundu ayrıca.
Liseyi bitirdikten sonra annesiyle yaşamak istemeyen genç bir kadın, Tokyo’ya gidiyor ve uzak bir akrabasının yanına taşınıyor. Hani belli kalıplara sığdırılmış hayatlar vardır, her şeyin sırasıyla yapıldığı ve gerçekleştiği… Ama Chizu’nun bu sıraya uyma gibi bir niyeti yok. Onun derdi “yaşamak” ve yaşarken de özgürleşmek sadece. Üniversiteye gitmiyor ve yarı zamanlı işlerde çalışarak aynı evi paylaştığı yaşlı bir kadınla yaşıyor. Fakat bir türlü yaşadığını hissedemiyor, hayat dolu değil hâlâ. Yalnızlığı sevmiyor ama yaşadıklarından sonra sevmeye başladığını fark ediyor.

Ginko’nun evi, tren istasyonuna çok yakın olduğu halde oraya direkt geçişi olmayan, ancak dolambaçlı yollardan geçtikten sonra ulaşılabilecek bir konumda. Chizu’nun tek başına çıktığı hayat yolculuğu için pek manidar bir yer değil mi? İstediği şeyler gerçekleşmediğinde küskünleşen Chizu, Ginko’nun yaşam enerjisine gıptayla bakıyor. Ginko’nun yaşına bakıp, onun her şeye geç kaldığını düşünerek yanılıyor aslında. Çünkü deneyim sahibi olmanın hayata bilgece bir yaklaşım sunduğunun henüz farkında değil.
Kedilerle ve yaşanmışlıklarla dolu bir ev bu. Chizu ve Ginko’nun, evin balkonunda sessizce oturup istasyonu seyrettiği anlar, tıpkı anime izliyormuşum gibi bir his verdi. Kitabın bütünüyle böyle anlarla dolu olduğunu söyleyebilirim. Durgun ve muğlak bir atmosferi var, bu tür kitapları çok seviyorum nedense. Çünkü gerçek hayatta da sürekli heyecanlar, gerilimler ve sürprizler olmuyor. Rutin hayatın akışına kapıldığımız anlar daha çok, araya da minik kıvılcımların eşlik ettiği zamanlar oluyor bazen. Ginko’nun yaşından dolayı nasihat verici bir role bürünmemesi de çok hoşuma gitti. Chizu’nun kendi benliğiyle baş başa kalıp yüzleşmesi gerekenlere bir zemin hazırlamış oldu böylece. Dili çok sade ve sakin bir üslubu olmasına rağmen durup düşündüğüm yerler çok oldu, bu düşünmelerin ağırlığını hissettim içimde.

Yalnız Kalmak İçin Mükemmel Bir Gün’ün okunma sayısı oldukça az ve puanı da düşük ne yazık ki. Romanın sonunda bir şeyler olacağı beklentisi ve bir sonuca ulaşma talebine girilmesi yüzünden olabilir. Fakat kitabı bütünüyle değerlendirdiğimde bana çok şey kattığını anlıyorum. Japonya’nın en önemli edebiyat ödüllerinden (Akutagawa) birini kazanmasına şaşırmadım bu nedenle. Merve Sever’in çevirisi de muazzamdı, emeklerine sağlık.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka kitap yorumlarımda buluşmak dileğiyle, sevgiler!








Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın